Eyov kaptan! Arkamızdan gülenler için mi terkettik güven verici güvertemizi? Şimdi fırtınaların ortasında tek çaremiz boyun egmek Metafiziksel vandalizme Tanrı'dan saglam bi sandal iste Gençligini ele veriyor henüz şehrin tokadıyla sarsılmamış kibrin Dilerdim ki yangınlarım dinsin ama yanlışlarım dipsiz kuyu Yine de kalkmalısın yerden şiir! Süt beyaz koridorların sersemligi yıpratırken her benligi Zihnimde "yok olmak bu saçmalıkla ugraşmaktan daha iyidir" tembelligi Ve hayat; yarayı açan yalanların yarayı sarması Bu yüzden zor degil sana inanması Dedi ki "aklı olan parayı kavrasın" Sarayın lambası altında aglayan panayar cambazı Ne kadar kaçarsan O kadar görüyorsun Ne kadar yaşarsan O kadar ölüyorsun Nedir şu midemi dolduran soguk tedirginlik? Zamana yenildik mi? Soguk bi kış gününde sıcak tenine varmak için ettigim her yemin kirli Bu derin kibri evim bildim Zaman yıktı çatımı başıma Ne sıkılı yumruklarıma baktı ne de şu çatılı kaşıma Dedi ki "lanetin hiç yaşamadıgın bir günahın yasını taşımak." Anladım insanların çıkarmadıgı şu maskeleri Çok ürkütücü bu rastgelelik Vakt-i sermayesini tüketmekte en tazesi bile Her çaresizin kaçmaktır meşgalesi Fakat ne kadar gidersen o kadar dönüyorsun Ne kadar yanarsan o kadar sönüyorsun Ne kadar kazarsan o kadar gömüyorsun derinlere Kendi uykularını bölüyorsun Ne kadar kaçarsan O kadar görüyorsun Ne kadar yaşarsan O kadar ölüyorsun